Abstract

This research deals with the cinematographic presentation of the shanty towns in Turkey. Those representations show the crisis of urbanization in Turkey. In addition, they point out the major permanent problems in Turkey like the social inequality, under development, "East Anatolian problem", the contradiction between the modern and traditional life style, etc? In fact, those shanty towns are turned in to a thema and a scenery for the popular Turkish cinema.

Texte intégral

« ?stanbul'un ta?? topra?? alt?n » (Bir halk sözü)

Ça?da? Türkiye'nin kentle?me tarihi ayn? zamanda gecekondula?mas?n?n da tarihidir. Türk sinemas? da 1960?lardan beri bu süreci temsil ediyor; hatta h?zl? kentle?me, k?rsal alandan kentsel alana göç ve gecekondu olgular? ile Türk sinemas?n?n popülerle?mesi ve üretkenli?i a?a?? yukar? ayn? dönemde ortaya ç?kt?. K?sacas? 1960?lardan bu yana göç ve gecekondu konular? Türk filmlerine s?k s?k sinematografik materyaller sa?lam??t?r; hem de her ?tür?lü film anlay??? ve yönetmenine: Lütfü Akad?dan At?f Y?lmaz?a, Ertem E?ilmez'in dramatik ve komedi filmlerinden ?arabesk filmler?e, Cüneyt Ark?n?l? filmlerden Y?lmaz Güney?li filmlere, çocuk filmlerinden politik filmlere, Zeki Ökten?den Zeki Demirkubuz?a, Do?u Anadolu sorununun ?stanbul?a da yans?d???n? gösteren Ye?im Ustao?lu?ndan Handan ?pekçi?ye...

[2] Realiteye fotografik gerçekle e?lik eden film sanat?, ham ve kristalize edilmi? biçimlerle gecekondular? temsil etmi?tir. Bu temsillerdeki sahneler, Türkiye?deki ?ehirle?me ve gecekondula?ma olgular? hakk?nda tan?kl?klar oldu?u gibi, kent sosyolojisi ve toplumsal/bireysel psikoloji üzerine çe?itli belirtilerle doludur. Bu tür filmler, kentle?menin genel görünümleri hakk?nda önemli görsel belgelerdir. Bu filmlerde gecekondular, modern Türk ?ehirle?mesinin bir krizi olarak yans?d??? gibi, Türkiye?deki  büyük çapl? ba?ka sorunlara da i?aret eder: Özellikle her zaman güncelli?ini koruyan ve önemli bir sorun olan bölgeler aras?ndaki ekonomik ve sosyo-kültürel uçurumlar, sosyal adaletsizlik, ?ehirlerdeki toplumsal k?r?lmalar, ?ehir merkezlerinin (Eminönü, Kad?köy, Ulus/Ankara semtlerindeki gibi) gecekondu topluluklar? taraf?ndan ?ku?at?lan? günlük ya?amlar?, daha yeni olan Büyük Adam Küçük A?k ve Güne?e Yolculuk filmlerinde ise ?Kürt sorunu?nun ?stanbul?a ta??nmas? gibi sorunlar...

[3] Film anlat?s? ve dekorunun tümüyle veya çok etkin bir ?ekilde rol oynad??? gecekondular, Ke?anl? Ali Destan?, Sultan, Düttürü Dünya, hatta Can?m Karde?im ve Gelin gibi filmlerde net bir biçimde görülebilir. Bundan ba?ka yüzlerce, belki binden fazla filmde gecekondular ya fon olarak ya da yan bir tematik unsur olarak kullan?lm??t?r. Bu incelemede "gecekondu filmleri" tabiri, gecekondular?n film anlat?s? ve formunu ?ekillendiren eserlerine tekabül edecektir. Bu filmler üzerinden Türkiye'deki gecekondular?n toplumsal tarihinin sinematografik bir dil'le nas?l yaz?ld??? analiz edilirken tasvir biçimleri ve belli ba?l? paradigmalar gösterilecektir. Ele al?nan ?gecekondu filmleri?nde modern Türkiye?nin ?ehircili?i ve sosyo-kültürel düzeni bir kriz ve çeli?kiler yuma?? olarak göze çarpacakt?r. Ayr?ca Sosyal Darwinist toplumsal ili?kiler ve Malthusyen konut politikalar? filmlere yans?yarak ekonomik ve demokratik geri kalm??l?k ortaya ç?kar?lacakt?r. "Gecekondu filmleri"nin aç?k veya örtük biçimde ortaya serdi?i sorunlar?n genel bir dökümü de incelemenin sonunda yap?lacakt?r.

[4] Gecekondu tabiri Türkiye'de ilk kez 1940?tan sonra kullan?lmaya ba?lanm??t?r (Kele? 1972 : 181). At?f Y?lmaz??n Orhan Kemal?den uyarlad??? 1959 tarihli Suçlu filmi de bir ?çocuk hikâyesi? olmas?na ra?men istimlâk yerleri, gecekondular? ve döküntü evleriyle ?stanbul?un yeni kentsel olu?umunu canland?ran ilk filmdi (Kalkan 1988 : 96). Daha sonra 1964?te ayn? yönetmenin Haldun Taner?in piyesinden uyarlad??? Ke?anl? Ali Destan?, tipik bir ?gecekondu filmi? olarak Sinekli mahallesindeki kabaday? Ke?anl? Ali?nin, sevgilisi Zehra ile olan ili?kisi ve muhtarl?k seçimlerini kabaday?l?k yaparak kazanmas?n? temsil ederken, gecekondu hayat? müzikal güldürü formunda sahnelenmi?tir. Osman F. Seden?in Sokak K?z? filmi de, ?zengin delikanl?-gecekondu k?z?-milyoner fabrikatör? üçlüsü etraf?nda bir gecekondu k?z?n?n hikâyesini gecekondularda canland?rm??t?r (Scognamillo 1998 : 276). Gecekondular ilk kez 1967?de Feyzi Tuna?n?n çekti?i Gecekondu Pe?inde filminin ba?l??? olmu?tur. Böylece ?stanbul gecekondular?, sadece bir ?ehrin de?il, bütün bir ülkenin sefil ?artlar?na da sinemasal dekor olmaya ba?lar. Kartal Tibet'in Sultan filmi ise tümüyle gecekondu halk?n?, günlük ya?amlar? ve a?klar?n? canland?rd??? halde, filmin ba?l??? Türkân ?oray'?n "Sultan" mitosuna saplanm??t?r.

[5] Türk sinemas?n?n ?merkez?ini oldu?u kadar, Türkiye'deki kente göçün de ?merkez?ini ?stanbul olu?turdu?u için gecekondular? konu edinen veya dekor olarak kullanan Türk filmlerinin ço?u bu ?ehrin gecekondular?n? tasvir etmi?tir. 1972?deki bilgilere göre Ankara?daki nüfusun % 65?ini (Kele? 1972 : 189) gecekondu halk? olu?turdu?u halde ba?kentin bu özelli?ini temsil eden film say?s? oldukça azd?r. Bu konuda Z. Ökten?in Düttürü Dünya filmi en iyi örnektir; daha yeni olan Z. Demirkubuz?un ?tiraf filminin sonlar?ndaki birkaç sahne de ba?kentteki bir gecekondudan izlenimler vererek, kentsel e?itsiz geli?meyi ve bamba?ka biçimlerdeki mimari yap?lar? kaydetmi?tir. Gecekondula?ma, Türkiye'nin büyük veya küçük her kentinde göze batt??? halde kameras?n? ?stanbul d???ndaki kentlere çeviren çok az say?da film vard?r. Örne?in Gaziantep, ?zmir, Adana, Mersin gibi büyük kentler ile daha pek çok kentin gecekondu manzaralar? sinematografa ya yeterince ya da hiçbir biçimde kaydedilmemi?tir. Türk sinemas? ve edebiyat?n?n zengin bir üretim alan? olan Adana/Çukurova?n?n toplumsal ve do?al manzaralar?n? tasvir eden yap?tlar ise önemlidir. Bereketli Topraklar Üzerinde, Z?kk?m?n Kökü gibi edebi uyarlamalar ile Umut filmi bu yöre halk?n? temsil etmi?tir. Çukurova ve Adana?n?n sinematografik ve edebi temsillerinde yöre halk?, genellikle ya gecekondu evlerde ya çad?rlarda ya?arken, toprak a?alar? çiftliklerde ya?ar. Çukurova?daki pamuk tarlalar? veya sanayile?en Adana?n?n fabrikalar?nda çal??an veya i? arayan tipler, feodal düzen, geri kalm??l?k, cehalet, e?itimsizlik gibi az geli?mi? ülkelere özgü olan sorunlar? i?leyen edebiyatç?lardan (Ya?ar Kemal, Orhan Kemal, Muzaffer ?zgü gibi) sonra Erden K?ral, Memduh Ün, Ali Özgentürk, At?f Y?lmaz, Y?lmaz Güney gibi sineastlar, bu bölgeyi sinematografik ke?iflerinin zengin bir malzemesi olarak tasvir edeceklerdir. Ne var ki gecekondular, yukar?da bahsedilen filmlerin tematik yap?s?n? olu?turmu? de?ildir; ama çesitli sahnelerle filmlere dekor olarak e?lik etmi?tir.  

[6] Ekonomik, siyasi, kültürel ve co?rafi nedenlerden dolay? ?dayat?lm?? yolculuklar ça???nda sinema, seyirciyi ?serüvenli yolculuklar?a sürükledi. Bu ?serüvenli yolculuklar? genellikle her ülkenin büyük kentlerine do?ruydu; Türkiye?deyse ?stanbul?a do?ru. Türk sinemas?nda ?stanbul, genellikle ?mutlulu?un vadedildi?i? bir alan ?eklinde canland?r?lm??t?r. Özellikle 1950 ve 1960?lar?n filmleri ?masal?ms?? bir ?stanbul tasvir ederek, ??stanbul mitosu?nu yeniden üretti. Türk filmleri, ?stanbul?un Bat??ya özlem duyan burjuva kesiminin gösteri?li hayat?ndan kesitler sunarak, yoksul ortamlarda ya?ayan ve büyük ?ehirlere, özellikle ?stanbul?a göç etmek isteyen Anadolu seyircisini ?Bat?l? ?stanbul Hayat??na yönlendirip bu hayallerle avuttu. Seyirciler, modernle?en bir kent, Binbir Gece Masallar? dekoru alt?nda, Amerikan veya Frans?z sinema perdesinden ç?km??a benzeyen yak???kl? erkekler ve beyaz tenli sar???n kad?nlar e?li?inde ?masal?ms?? manzaralar izleyerek, ?ke?ke ben de ?stanbul?da olsam? duygusuyla e?lendirildi. Böylece Do?ulu ve köylü ya?ayanlar Bat?l? ve kentli hikâyelerle avutulup onlardan iyi para elde edildi; seyirci de "cennetsel ?stanbul"a yönlendirildi. Belki de sinema, ?ehir ???klar? ve kalabal??? hakîkat? örten rengarenk bir ?tül?dür. Ancak büyük umutlarla ?stanbul?a gelenler filmlerde gördükleri harika ortamlarda de?il, tersine gecekondularda ya?amak zorunda kald?. ?stanbul?da dönen Türk sinemas?, seyircilerden elde etti?i kazanc? ise sinema sektöründen ziyade in?aat sektörüne yat?rd?. Bir zamanlar y?lda 200 ila 300 aras?nda film üreten bu sinema, in?aat sektörü için de bir pazard?; ne var ki, 17 A?ustos 1999 tarihindeki Marmara depreminin, binalar? kolayca çökertmesi gibi, 1980?lerdeki siyasal ve kültürel de?i?imler de Türk sinemas?n? darmada??n edecekti. Özetle, ?ehircilik ve ?sinemac?l?k??n taban? sa?lam de?ildi ve gözü rahats?z eden manzaralarla ?i?irilmi?ti.

[7] Bir "rüya" gibi takdim edilen ve toplumsal belle?e bu ?ekilde yerle?en ?stanbul'un bir "karabasan"a dönü?mesi de canland?r?lm??t?r. Bu konuda Eminönü ve civar?nda geçen; Kafkaesk ironi ile Aziz Nesin?in mizah?n? and?ran Ali Özgentürk?ün At filmi çok ilginç bir örnektir. Fiksiyon ve belgesel stillerin harmanlanarak ?ekillendirildi?i At, okuma yazma bilmeyen bir köylünün, o?lunun okuyup ?büyük adam? olabilmesi için o?luyla birlikte ?stanbul?a göç etmesini konu alm??t?r. Okuyamad??? için ba?kalar? ve kendisi taraf?ndan ?küçük adam? olarak görülen baba, ?stanbul?da zor i?lerde çal???p kötü ko?ullarda bar?nmas?na kar??n o?lunu okutmakta kararl?d?r. Zira çocuk okuyup ?büyük adam? olursa babas? gibi sürünmeyecek, anne babas?n? da sefaletten kurtarabilecektir; baba da, okuyan çocu?uyla özde?le?ece?i için mutlu olacakt?r. Fakat baba, bütün çabas?na ra?men yeterince para biriktirip o?lunu okutamaz; çocu?un paras?z yat?l? bir okulda okuyabilmesi için baban?n ölmü? olmas? gerekir. Sonuçta baba ile o?lun rüyalar? bir karabasana dönü?ür. Ve adam gecekondularda bile bar?nacak ortama sahip de?ildir; bu yüzden sebze-meyve satt??? el arabas? üzerinde yatacakt?r. Bu film, varo?la?an bir ?ehir merkezinde (Eminönü) göçmenlerin ?ekmek kavgas??n? k?rsal alandan buraya ta??malar?n? gösterirken, Türkiye?deki sosyal, ekonomik ve kültürel ayr?m çizgisinin ve ?stanbul ile k?rsal kesim aras?ndaki muazzam farkl?l??? aç??a vurmu?tur. Bundan ba?ka Yusuf ile Kenan filminde de Sosyal Darwinist insan ili?kileri ile malthusyen bar?nma ko?ullar? farkedilebilece?i gibi, feodal ya?am biçiminden sonra kentsel alan?n da tehlikeler bar?nd?rd???n? göstermi?tir.  

[8] Modernle?me ve geleneksellik ya da kentsellik ve k?rsall?k kar??tl???, Türk sinemas?n?n tematik bir leitmotiv?i olmu?tur. ?stanbul?un burjuva mekânlar? ve gece hayat?n?n özellikle geçti?i Beyo?lu modern; gecekondular ise geleneksel ya?am biçiminin mekân? olarak yans?t?lm??t?r. Gurbet Ku?lar?, ?ehirdeki Yabanc?, Otobüs Yolcular?, Namus U?runa, Alt?n ?ehir, Vesikal? Yarim, Ah Güzel ?stanbul, Karanl?kta Uyananlar, Bitmeyen Yol, Gelin, Dü?ün, Diyet gibi filmler ?stanbul?a göç ve modernle?me süreciyle ilgili olarak klasik olmu? eserlerdir. ?stanbul, bu filmlerde modernle?me ve geleneksellik aras?ndaki ikili yap?s?yla temsil edilirken, ?stanbul?daki ya?am biçimlerinin çe?itlili?i tasdik edilmi?tir. Modernle?me olgusu da sadece sosyo-kültürel alanda de?il, ayn? zamanda ekonomik faaliyet ve kentsel politik bir olgu olan sendikala?ma alan?nda da izlenebilir. Örne?in, Karanl?k?ta Uyananlar, s?n?fsal ve sendikal bak?? aç?s?yla ?stanbul?da gecekondularda ya?ayan i?çi kesimi ile lüks ?Bat?l?? mahalle ve evlerde ya?ayan burjuva kesimlerinin çat??mas?n? temsil eder. Bu filmin daha ilk sahneleri sabah?n erken saatlerinden itibaren Haliç?in k?y?s?ndaki gecekondularda ya?ayan i?çilerin fabrikalardaki i?lerine koyulmalar?n? göstermi?tir. Bu filmdeki gecekondu halk?, modern kentsel bir olgu olan sendika bilincinin gereklili?ini ve kendilerine olan i?levini görür ve ona kat?lmaya ba?lar ki, filmin belgeledi?i süreç 1961 Anayasas??n?n verdi?i sendikal ve politik haklar? temsil ederken, bu  sürecin canl? kalmas? ve ilerlemesine de e?lik eder. Bununla birlikte filmde sendika ve proleterle?me bilincinin zay?fl???n? ve ilerleme çizgisinin s?n?r?n? da görebiliriz. Aziz Nesin?in ?Büyük Grev? adl? masal-öyküsü de Türkiye?deki i?çi s?n?f? ve sendikalardaki ?ekonomi-politik cehaleti? siyasal-mizah tarz?yla ortaya sermeyi ba?arm??; ancak yazar, bunu ifade etti?i için sald?r?lara hedef olmu?tu. Ancak ne olursa olsun ?ehirler, toplumsal dinamikleri harekete geçirme ve bunu ba?ka alanlara yayma konusunda önemli bir politik ve kültürel aktördürler. Karanl?k?ta Uyananlar, Gelin, Bitmeyen Yol gibi filmler bu hareketlenmeleri yans?tm??t?r.

[9] Örne?in gecekonduda ya?ayan Gelin?deki Hac? ?lyas Efendi evin içinde Yozgatl? bir feodal ev reisi iken, ?ehirde kapitalizmin kurallar?na göre davran?r. ?stanbul?daki evini Yozgat?a çeviren bir ailenin dram?n? gösteren Lütfü Akad??n modernist bir bak?? aç?s?na sahip olan Gelin?de çocuk, dedesinin para h?rs?ndan dolay? ticari kapitalizmin ve feodal zihniyetin gayr?-insani anlay??lar?na ?kurban? edilir. ?stanbul?da ufak ufak ticaret i?ini büyütmek isteyen ve ailenin temel gereksinmelerini sürekli erteleyen Hac? ?lyas Efendi, torunu için doktor ve ilaç paras? ödememek amac?yla çocu?u hastal???na terketmi?; doktor yerine de dua etmeyi önermi?tir. Ataerkil bir aile ya?am? içinde geli?en filmde aile reisi d???nda kimsenin ? çocu?un anne ve babas?n?n bile ? sözü yoktur. Film, para h?rs?n?n insani ili?kilerde nas?l bir tahribata yol açt???n? aç??a vurmu?tur. Gelin filmindeki çevre ile ev içi mekân düzeni ise geleneksel ve modern objelerle kar??m??t?r. Asl?nda bu tip dekorlar, modernlik ile gelenekselli?i iç içe ya?ayan Türk toplumunu karakterize eder. Ev; duvar hal?s?, sand?k, yer sofras?, Kur?an gibi geleneksel obje ile radyo, çalar saat gibi modern objelerle bezenerek ikili yap? temsil edilmi?tir. Öte yandan Gelin filminde gecekondu mahallesinde ya?ayan kom?u bir kad?n, fabrikada çal???p sendikal? bile olmu?tur. Hatta modernle?en bu kad?n ba?ka kad?na da konumunu anlat?p kendi durumunu de?i?tirme ilgisini uyand?r?r. Sonra ki filmlerde gecekondulu kad?n, ?geleneksel özgeçmi??inden s?yr?l?p ba?ka bir biçimde ya?ayacakt?r. Gelin?in bir devam? olan Diyet, gecekondulu ?yeni ?ehirliler?in fabrikalarda çal??malar?n? ve sendikala?ma süreçlerini gösterecektir. Böylece bu üçleme, 1960?larda ba?lay?p 1970?lerde h?z kazanan ?stanbul?daki sendikala?ma ve siyasalla?ma hareketlerini temsil edecektir. Akad??n üçlemesi, H. Refi? gibi ?ulusal sinemac?? bir yönetmenin Gurbet Ku?lar? filmindeki anti-modernist olan ta?ral?l?k nostaljisi ve muhafazakâr ideolojisine saplanmayacak; tersine modern bir alanda geleneksel deneyim ve kültürün statik olmad???n?, bunun de?i?ebilece?ini ve gecekondu halk?n? özgürle?meye yöneltebilece?ini ortaya koymu?tur. Yani, ?ehir hayat? ? gecekondu da olsa ? ataerkil bir ya?am dünyas?nda bask? alt?ndaki kad?n? ?özgürle?me? sürecine yöneltebilecektir. Böylece Ortaça??dan kalma ?Die Stadtluft macht frei? (kent havas?, insan? özgür k?lar) Alman atasözü ?cahil gecekondu kad?n?? için de geçerli olabilecektir. Gelin?deki uzun sabr?ndan sonra genç kad?n, ailedeki ataerkil despotizme içten içe gelen isyan?n? hisettirecek, Diyet?te ise bunu aç?kça aç??a vuracakt?r. Gecekondu alan? sonuçta, ta?radan göç eden kad?n için daha rahat nefes alabildi?i bir aland?r. Bir ba?ka örnekte, Bir Yudum Sevgi?de kad?n?n a?k ve cinsel arzular? kocas? taraf?ndan kar??lanmay?nca mutlulu?u ba?ka bir erke?i severek elde eder. Bir gecekondu mahallesinde geçen bu hikâyedeki kad?n?n hayalleri, k?rsal alanda gerçekle?emez, gerçekle?se de bir ?namus davas??na dönü?türülürdü. Ayr?ca kad?nlar kentte kar??la?t?klar? sorunlara kar?? daha dirençli davranm??, kent hayat?na da entegre olmaya daha e?ilimli bir anlay?? izlemi?lerdir; ancak ?ev d??? üretime kat?lsalar da, ev içindeki rol ve statülerinde de?i?iklik olmam??t?r? (Güçhan 1992 : 173). Sosyolojik bir inceleme ise kad?n?n ev d???nda çal??mas? ve nakdi bir gelir sa?lamas?n?n onu erkekle e?it olmaya yöneltece?ini öne sürmü?tür (Tütengil 1984 : 170). Modernist Türk sinemas?, kad?n?n çal??ma alan? ve kentsel günlük ya?ama kat?lmas?n? temsil etmi? ve böyle bir süreci takdir etmi?tir. Lütfü Akad??n bir di?er filmi Diyet?te ?stanbul?a ta?radan gelen aile, kendi gecekondu evini mühendislik ve mimari ölçütlere ba?vurmadan in?a ederek, ?stanbul?da bar?nma sorunlar?n? halletmek ve bu konuda güven içinde ya?amak ister. Asl?nda bu tür ev yapanlar, ?stanbul?a yerle?tiklerinin i?aretini de vermi? olur; yani art?k çorak Anadolu topraklar?na ? çok özlense de, nostaljik de olsa, oraya bayramlarda gidilse de ? dönü? olmayacak; bir sonra ki, ku?aklar da ??stanbullu? olacakt?r. ?stanbul?un nüfusunun dörtte üçünun ba?ka yerde do?du?u dikkate al?nd???nda ise, ??stanbullu kimdir? sorusu retorik bir soru olmaktan öteye gidemez. Gerçek ?stanbullu bir mittir? (Keyder 2001 : 117). Masal?ms? ??stanbul filmleri? de bir mite dönü?tü. ?stanbul Büyük ?ehir Belediyesi taraf?ndan 6 Mart 2003 tarihinde ba?lat?lan ?Kentim ?stanbul? projesi kentlilik bilincini geli?tirerek ?stanbul halk?n?n ?kendi kentleri?ne sahip ç?kmas?n? istiyor (Kürkçüo?lu 2003 : 52). Bu kampanya, ?ehirle bir uyum probleminin varl???n? kabul ediyor. Zaten yap?lan incelemelerde ?stanbul?da ya?ayanlar?n %33?ü kendilerini ?stanbullu olarak tan?mlarken, kendilerini ?stanbullu hissetmeyenlerin oran? %44, memleketine gitti?inde ?stanbul?u özlemedi?ini ifade edenlerin oran? da %47. ?stanbul?da hayat? boyunca hiçbir kültürel aktiviteye kat?lmam?? olanlar?n oran? ise %63.3. Gecekondu semtlerinde ya?ayanlar?n ço?u  da sinemaya ya hiç ya da pek seyrek gidiyor (Güçhan 1992 : 52). ??stanbul kimsenin vazgeçemeyece?i bir ?ehir mi, yoksa zorunlu olarak ya?anan bir yer mi?? sorusuna ikinci seçenek diyenlerin oran? %52?dir (Kürkçüo?lu 2003 : 59). Demek ki, ?Hadi gel köyümüze geri dönelim?in, ?arabesk?in, ta?ral?l???n sosyo-kültürel bir zemini var.

[10] ?stanbul?a yeni gelenler ise sanayi i?çisi olarak de?il; hamal, çayc?, kap?c?, i?portac?, simitçi, seyyar sat?c?, ayakkab? boyac?s?, temizlikçi gibi ?niteliksiz? ve toplum taraf?ndan ?itibar? görmeyen i?ler yap?yor. Zaten kente yeni gelenler, ?abi ne istersen yapar?m? veya ?her i?i yapar?m? demeye devam ediyor. Bu tip insanlar, filmografide ad? geçen ço?u filmde izlenebilir. ?stanbul?a ilk gelenler sahiden  ?gurbet?e gelmi?ti; çünkü buralarda henüz bir çevreleri yoktu. Köylüler s?rtlar?na yorganlar?n? al?p ?stanbul?a i? aramaya koyuldular. Göç ve gecekondu filmleri de adeta ?köyden indim ?ehre? deyi?ini temsil etmi?tir. Göçmenlerin, Haydarpa?a tren gar?ndan vapurla Galata köprüsü ve Eminönü?ne geçmeleri, yani onlar?n bu ilk ?stanbul deneyimi belki yüzlerce filmde geçmi?tir. Sonra ki sahneler ise onlar?n genellikle gecekondularda bar?nacak yer ve akraba arad?klar?n? belgelemi?tir. Filmlerdeki görüntüler, Türkiye?deki kentle?me biçiminin kentlili?i ortadan kald?rmakta oldu?una tan?kl?k etmi?tir. Ayr?ca Türkiye?deki ?ehirle?menin h?z? her zaman sanayile?menin önünde yürümü?tür (Tütengil 1984 : 84). Zaten büyük ?ehirlere gelen insanlar, yukar?da belirtildi?i gibi sanayi i?çili?inden ziyade hamall?k, kap?c?l?k, seyyar sat?c?l?k, i?portac?l?k, dilencilik vb. ?meslek?ler yap?yor. Bu tip ?meslek?ler, Sultan?dan Bekçiler Kral??na, "arabesk filmler"den Zü?ürt A?a filmine de?in görülebilir. Son olarak ?stanbul?a akrabas?n?n yan?na gelen ve küstahça a??rlanan Uzak filminin genç karakteri ne olursa olsun ?stanbul?da ya?ay?p herhangi bir i?te çal??mak istemi?tir.

[11] ?te yandan ?ehirliler, uyan?k tiplerken, ta?radan gelen köylüler, saf, ?ap?al veya kurnaz ?eklinde gösterilmi?tir. ?ehirli kad?nlar?n bir k?sm? ise "namussuz" ve genellikle sar???n; buna kar??n köylü kad?nlar, iffetli ve saf olarak yorumlanm??t?r. Ayr?ca göçmenlerin ço?unun erkeklerden olu?mas? ve k?rsal kökenli kad?nlara tuzak kurulmas? ve tecavüz sahnelerinin çoklu?u cinsel sorunlar?n varl???n? belgeler. Kad?nlar?n geneleve dü?mesi ve erkeklerin oraya gitmelerinin filmlerde (14 Numara, Baba, Yusuf ile Kenan, Gurbet Ku?lar?, E?k?ya, Masumiyet vs.) s?k s?k ele al?nmas? bunu ortaya serer. Tütengil de, büyük ?ehirlerde erkek nüfus oran?n?n yüksekli?i ile cinsel suçlar ve fuhu? aras?nda bir ili?ki kurman?n mümkün oldu?unu öne sürmü?tür (Tütengil 1984 : 170). Bu yönüyle ?stanbul?un günlük ya?am?, ba?ka büyük ?ehirler gibi Freud?yen anlamda psiko-patolojik vakalarla doludur. 1970?lerde çekilen filmlerin ço?unun seks, 1980?lerde ise ?arabesk türü?nde olmas? erosun bast?r?lm?? oldu?unu ortaya serer. 1970'lerde hemen hemen her kentin canl? merkezlerindeki sinemalar?n, seks ve porno filmleri oynatmas? ?ehirlerdeki cinsel doyumsuzlu?u belgeler.

[12] Gecekondu halk?, kendi aras?nda ?öyle ya da böyle ne?eli bir ortama sahiptir ve ?küçük mutluluk?larla ya?amay? bilir. Ay?ecik, ?ener ?en, Münir Özkul, Adile Na?it, Tar?k Akan, Halit Akçatepe, Ay?en Gruda, Zeki Alasya, Metin Akp?nar gibi ?aile sinemas??n?n sevimli oyuncular? e?li?inde yoksullu?a ra?men gecekondu, ya?an?las? bir alan ?eklinde gösterilmi?tir. Öyle ki, so?uk ve kibirli zengin ?ehirli adamlar bile, böylesine ne?eli bir ortama sahip olan gecekondu halk?na imrenir. Bu filmlerde ?stanbullu burjuvalar küstah, ayr?mc? ve ac?mas?z, gecekondu halk? ise merhametli ve temiz kalpli ?eklinde tasvir edilmi?tir. Genel olarak Türk sinemas?, kenar mahalle halk?n?; onlar?n dostluk, yard?mla?ma ili?kilerini, dürüstlük ve insanc?l de?erlerini sempatiyle yans?tm??t?r (Kalkan 1988 : 89). Bu tür filmlerde seyirci, gecekondu halk?na ac?r ve onu sever; ço?u filmde bu duygusal e?ilim hissettirilir. Gecekondu filmleri, ço?unlukla merhamet duygusu üzerine kurulurken, göç, kentle?me ve gecekondula?man?n sosyo-politik ve kültürel sonuçlar? ço?u ?gecekondu filmi?nde analitik bir anlay??la ortaya serilmemi?tir; bu konuda Karanl?kta Uyananlar, Gurbet Ku?lar?, Büyük Adam Küçük A?k, Bitmeyen Yol, Gelin, Umut, Diyet gibi filmler daha refleksif bir tutum izlemi?tir.

[13] Türk sinemas?n?n en popüler filmlerinden biri olan E. E?ilmez?in dokunakl? filmi Can?m Karde?im ise 1970?lerin ba??nda bir gecekondu semtinde televizyon sahibi olman?n ancak zenginlere özgü oldu?unu belgelerken, hastanelerin, konutlar?n ve sa?l?k ko?ullar?n?n peri?an halini de kaydetmi?tir. Bu duygusal film, kansere yakalanan küçük karde?ini ölümünden önceki son günlerinde mutlu ya?atmak ve en büyük hayali televizyon izlemek olan karde?ine bu hayali ya?atmak için televizyon çalan bir abinin çabas?n? i?ler. Yo?un dramatik bir anlat? ve belgesel ölçütlerle kentsel toplumsal k?r?lmalar? ve zengin-yoksul aras?ndaki uçurumu da kar?? kar??ya getiren bu film, gecekondularda ya?ayan ?küçük insanlar??n günlük dertlerini, hayallerini, mutluluklar?n?, üzüntülerini dokunakl? ve insanc?l bir biçimde ifade etmi?tir. Türk sinemas?n?n tersine, Bat? sinemas?nda banliyöler ?iddet ve k?yamet imgeleriyle (Brazil, Hafta Sonu, New York'tan Kaç??, Protesto gibi) bezenmi?tir. Buna ayk?r? olarak %100 Arabica filmi Khaled?in müzi?i e?li?inde Paris civar?ndaki bir gettonun bir ?enli?e dönü?türüldü?ünü yans?tm??t?r. Kötülük ve kötülerin kendini daha çok hissettirdi?i E?kiya ve Üçüncü Sayfa?daki ?iddet manzaralar? ise yine de bir ?k?yamet atmosferi?nde de?ildir. Zaten Meksika, Arjantin, Brezilya, M?s?r, Türkiye, Hindistan gibi Üçüncü Dünya Sinemalar?, ülkelerinin sorunlar?na kar??n ?Bat? sinemalar?? (özellikle Alman ve Amerikan) gibi ??eytani? veya ?mah?eri? bir ekran olmam??t?r.

[14] "Gecekondu filmleri"ndeki sosyal tipler, Hollywood ve popüler sinema anlay??? gibi ?iyi? ve ?kötü? tipler ?eklinde çizilmi?tir. ?Kötü?ler genellikle gecekondu d???nda ya?ar veya zenginlerle i?birli?i yapan ve çe?itli dalaverelerle zenginle?mek isteyen f?rsatç? gecekondulu tiplerdir; örne?in, muhtar veya zenginle?mekte olan bir gecekondulu... Pek çok filmde, gecekondu halk? kendi kaçak evini koruyabilmek için arsa sahibi spekülasyoncu tüccara ve zab?taya kar?? direnir veya evi y?k?l?r. Bazen kamusal iktidarlar seçimlerden hemen önce kaçak yap?lar için af ç?kar?r. Fakat pek çok filmin ?doruk?unda evlerin bir ?kahraman? taraf?ndan kurtar?ld??? görülür. Gecekondu evlerinin y?k?lmas?na kar?? kahraman rolünü komedi filmlerinde (Umudumuz ?aban, Devlet Ku?u gibi) ?aban olarak Kemal Sunal üstlenir; Ke?anl? Ali Destan??nda kabaday? Ali; 1970?lerde ?kahramanl?k ideolijisi?nin daha da öne ç?kt??? filmlerde Cüneyt Ark?n... Bir ba?ka ?kahraman? olan Y. Güney ise yasal veya  yasa d??? yollarla elde etti?i paralar?, gecekondu halk?yla payla??r. C. Ark?n??n rol ald??? filmlerde (Kanun Gücü gibi) gecekondu mahallesinin bir ?kahraman?? olarak evlerin y?k?lmas?n? engelleyip ev tapular?n?n halka verilmesi için mücadele eder. Benzer bir rol Türk sinemas?n?n bir ba?ka star? Kadir ?nan?r'a da biçilecektir. Genel olarak filmler, gecekondu halk?n?n mutlulu?una e?lik ederek mutlu sonla biter. Günümüz sinemas?nda ise "kahraman" bitmi?tir; üstelik gecekondu sahibi olabilmek de lüks olmu?tur. Ayr?ca bu mekânlar, bir rant kavgas?na dönü?mü?tür. Bir Yudum Sevgi, Masumiyet, S?r Çocuklar?, At gibi filmler, ?stanbul?a yeni gelenlerin gecekondularda bile bar?namad?klar?n? göstermi?tir. Masumiyet?te ?zmir ve Adana gecekondular?ndan sonra hapishaneden yeni ç?kan adam, ?stanbul?da çare arar. Ama Beckett?in karakterleri gibi çaresiz kal?r ve yollarda kal?r; Tabutta Röva?ata'n?n absürd karakteri Rumeli Hisar? önünde sergilenen top namlusunun içinde yatar; Bir Yudum Cennet?te ?ehir çöplü?ünün yan?nda hurda bir minibüsü eve (?cennet?e) çeviren ve mutlu bir ?ekilde ya?ayan bir ailenin böyle bir yerde oturmalar? zab?ta taraf?ndan engellenir; At?ta seyyar sat?c?lar hanlarda veya el arabalar? üzerinde yatarlar. ?stanbul?a gelen bu tipler, ya gecekondularda yer bulacakt?r ya da varo?la?an baz? kent merkezlerindeki pis ara sokaklara s???nacakt?r. Baz? filmlerde (Yusuf ile Kenan, Sevmek, Gurbet Ku?lar?, At...) ?stanbul, burjuvalar için bir zevk-ü sefa veya bir Dersaadet iken, göçmenler için mecburi bir istasyon, aç?k bir hapishane, hatta kendi çocuklar?n? yiyen bir ?Moloch-kent? ?eklinde sunulmu?tur.

[15] ?Gecekondu filmleri? sadece bir ?ehirle?me sorununu de?il, ayn? zamanda ?Do?u Anadolu sorunu?nu da belgelemi?tir. Son zamanlar?n özellikle birkaç filmi (Büyük Adam Küçük A?k, Güne?e Yolculuk, E?kiya gibi) bu konuda tipik örneklerdir. Büyük Adam Küçük A?k?ta ?merkez?den çevreye (veya yeni zengin yerle?im alanlar?ndan yoksul yeni alanlara) do?ru yolculuk s?ras?nda sergilenen manzaralar, keskin toplumsal ayr?mlar?n ve kentsel krizin varl???na i?aret eder. Bu film, bir yandan Ulus mahallesinin zenginli?i ile Ayazma varo?lar?n?n sefilli?ini kar?? kar??ya getirirken, di?er yandan ulusal çapta ya?anan ?Kürt Sorunu? ve/veya ?Do?u Anadolu Sorunu?nu temsil eder. Bu filmin ele?tirel tonu ve politik e?ilimi öyle bir noktaya ula??r ki, sadece bir ?ehirle?me, gecekondula?ma ve varo?la?ma olgusunu temsil etmekle kalmaz, ayn? zamanda Cumhuriyet?in ?Ulusalc? ?deolojisi?nin k?r?lma noktalar?n? da göz önüne serer. Örne?in Türkiye?nin Kemalist modernle?mesine e?lik eden, Cumhuriyet gazetesini sürekli okuyan ve Türkçe d???ndaki dilleri yasaklamak isteyen emekli yarg?c?n idealist ve otoriter tavr? ile ?ehrin bir yan?ndan di?er yan?na yapt??? yolculu?u s?ras?nda gecekondu ve varo?larda kar??la?t??? yoksul, yerel, köylü, ?etnik? ve dinsel manzaralar (yarg?c?n gözüyle Cumhuriyet Türkiye?sine yak??mayan manzaralar) onun için bir ?ok, bir hayal k?r?kl???yd?. Böylece filmde ulusal çaptaki birçok sorun çe?itli katmanlarda ifade edilmi?tir. Filmde Cumhuriyet ayd?n? ve emekli yüksek memurunun hayal ve kabul edemeyece?i ölçüde ça?d??? manzaralar sahnelenmi?tir. ?Bat?c?? ve ulusalc? sosyo-kültürel modernle?me modelinin ba?ar?s?zl??? veya yetersizli?i, halkç? ve adil politikalar?n yoklu?u, yani Cumhuriyet rejiminin ayd?n ve seçkinin kar??la?t??? manzaralar, Cumhuriyet politikas?n?n vaatlerinin zay?f noktalar?n? ve bütün ülkeye, hatta en modern kentine (?stanbul'a) yay?lmam?? oldu?unu belgeler. Türkiye?yi rol sahibi oldu?u merkezi idareler ve hayli modern bir semt olan Ulus mahallesinden tan?yan emekli yarg?c?n varo?larda kar??la?t??? manzaralar onun tan?d??? ve tasavvur etti?i Türkiye?den bamba?kad?r. Onun kar??la?t??? manzaralar; yoksullu?un, cehaletin, köylülü?ün, ataerkil ve feodal düzenin devam etti?i ve modern alanlara ula?t??? Do?u Anadolu?dur. Yoksulluk ve ?dil (Kürtçe) sorunu? ise, Türkiye?nin Bat?s??na ula??nca ?iktidar seçkinleri? aras?nda yer alan yüksek memurun günlük ya?am?na girmi?tir. Ayn? ?ekilde Güne?e Yolculuk, Eminönü?nün ta?rala?mas?n?n yan? s?ra, bir önceki filmde dile getirilen benzer sorunlar?n buraya de?in uzand???n? göstermi?tir. Bundan ba?ka bir gecekondu mahallesinde Do?u Anadolulu göçmenlerin kendi kimlikleri ve enerjilerini d??a vurmalar? bir getto ?eklinde görebilece?imiz kendi evlerinde gösterilir. E?kiya?da ise ?stanbul, Cudi Da???na benzetilir. Böylece gecekondular, ülke sorunlar?n?n ?temsil alan??na dönü?ür. Ba?ka sözlerle, gecekondular Türkiye?deki genel sorunlar?n ?minia-türk? biçimidir. 1980?lerden itibaren Do?u Anadolu kökenli olan göç, ?ehirle?me ve gecekondula?man?n Adana, Mersin, Gaziantep, Diyarbak?r, ?skenderun, Van gibi h?zl? bir biçimde büyüyen kentlerdeki seyri ve yeni ?ehir görünümleri ise filmlere henüz yans?t?l(a)mam??t?r.

[16] 1980?lerde yasaklanmak istenen ?arabesk?, egemen bir ?kültür?e dönü?mü?tür. ?Arabesk ve minibüsçülük gecekondular?n bir sonucu olarak ortaya ç?km??, gecekondular?n kendisi de 'arabesk'e dönü?mü?tür? (Kongar 1996 : 167) ve, ?gecekondu ne kadar do?alsa arabesk de öylesine do?al?d?r (Kongar 1996 : 169). Gecekondulardan minibüslere do?ru yank?lanan (Evren 1990 : 34) ?minibüs filmleri? de çekilmi?tir: ?brahim Tatl?ses?in minibüste zengin ve ??mar?k bir k?za a??k oldu?u Mavi Mavi filmi ile komedi tarz?ndaki Çiçek Abbas. Ayr?ca Sultan filminin erkek kahraman? da bir minibüs ?oförüdür.

[17] Asl?nda sadece gecekondular de?il, ?ehir merkezleri, lüks semtler ?gece âlemi? ve televizyon kanallar? da arabeskle?meyi takip etmi?tir. 1970?lerde arabesk, yukar?dan a?a??ya do?ru de?il, tersine a?a?? tabakalardan üsttekilere do?ru yay?ld? (Evren 1990 : 32) ve k?sa bir süre içinde bir ?kitle kültürü?ne dönü?tü. Sonuçta bir yandan ?ehir merkezleri ?istila? edildi; di?er yandan ?ehir denetlenemez oldu ve ??ehirli?, ?ya?ad??? mekâna egemen olamay?nca hiçbir ?ey anlayamaz olup ç?kt?, bu nedenle de bütün belan?n köylerini b?rak?p gelenlerin ba??n?n alt?ndan ç?kt???na inanmaya ba?lad?? (Yerasimos 1997 : 26). Kent kökenli gözüken arabesk, gerçekte ta?ral? bir zihniyete sahiptir. Arabesk, 1970 ve 80'lerde "Do?ulu", "ta?ral?" ve "lümpen" karakteriyle kentsel ve Bat? uygarl???na yönelen Kemalizm'in elitist kültürel modernle?mesinin tam tersini kan?tlayacakt?r (Stokes 2000 : 148). Alaturca'la?m?? arabesk, Özalc? bir siyasi-ekonomik ve kültürel zihniyetine e?lik edecektir. Bu zihniyet, Türk ?ehircili?i ve kültürel ya?am?n? sefalete sürükleyecektir. Di?er yandan "isyankâr" bir ç???rtkanl??a sahip olan arabesk, Eminönü'ndeki, gecekondulardaki ve minibüslerdeki ç???rtkanl??a ve nefretçi duygulara sahiptir. Ancak arabesk veya ta?ral?l?k bir çe?itlilikten ziyade ba?ka ya?am deneyimleri üzerinde hâkimiyetini ç???rtkan ve h?rç?n bir biçimde dayat?yor. E. E?ilmez?in Arabesk parodisi ile A. Özgentürk?ün At filmindeki tek sahne bile arabeskin, hastal?kl? karakterini if?a etmi?tir (Öztürk 2002 : 343).

[18] Di?er yandan minibüsler, lokantalar, sokaklar, otobüsler ve meydanlar?n ço?unlukla erkek nüfus taraf?ndan kullan?l?yor olmas? Ortaça? zihniyetini hat?rlat?r. Ayn? zamanda "erkek egemen"li?ini onaylayan arabeskin, Ferdi Tayfur'un sesiyle, ?hadi gel köyümüze geri dönelim? hayk?r??? ise daha ziyade erke?in kayg?s? ve çaresizli?ini yans?t?rken, kültür endüstrisinin ticari ve ideolojik malzemesi de oldu. Kendisi gerçekte köyüne dönmedi?i gibi, ?ehri kendi köyüne dönü?türmü?tür.

[19] Genel olarak arabesk veya reaksiyoner filmlerde ?stanbul (örne?in ?brahim Tatl?ses'in Sevmek filminde), ?7-8 milyonluk bir ejderha? ?eklinde görülürken, hemen hemen bütün filmlerde bir ?ekilde ula??lmas? gereken yeni ve mutluluk vadeden bir alan ?eklinde yans?t?lm??t?r. Ne olursa olsun, arabesk, modernli?in karma??k görünümlerini kavrayamaz, ona uyum sa?layamaz veya onun dönü?türülebilir bir olgu oldu?unu anlayamaz; bu yüzden onu karalamaya ve kendi ta?ral? kabu?una çekilmeyi tercih eder. Ta?ral?l?k nostaljisi gibi sözde de?erlerine döner ve gerici bir kulvara girer.

[20] Bugün gecekondular bir yandan muhafazakâr ideolojilerin di?er yandan a??r? ideolojik kesimlerin mekânlar?na donü?mü?tür. Dinsel, etnik, ideolojik kesimlerin alanlar? özellikle gecekondulard?r; bu alanlar a??r? sa?, a??r? sol, islami ve ba?ka mezhep-din ve etnik ideolojilerin çal??ma ve çat??ma alanlar?na dönü?mü?tür. 28 Mart 2004 tarihinde yap?lan son yerel seçimlerde büyük ?ehir ve gecekondular?n?n (?stanbul, Ankara, ?zmit, Adana, Gaziantep?) bu sürece e?lik etti?i seçim sonuçlar?ndan da anla??labilir. Türkiye?nin en büyük ve en eski üniversitesi olan ?stanbul Üniversitesi?nin bulundu?u Beyaz?t ve civar? bile bu tür çat??malar? ya?ayarak ? kentsel kozmopolitizme e?lik etmesi gerekirken ?, ideolojik, etnik, dinsel ve s?n?fsal nedenlerle toplumsal k?r?lma ve kentsel krize e?lik ediyor. Arabesk filmler ve müzik kinik, sado-mazo?ist, dinsel bir öze sahiptir; ayr?ca mutluluktan feragat eder ve karakterleri çile çekti?i gibi seyirciye de çile çektirir. Bundan ba?ka ?arabesk filmler?de kad?n, k?rsal alandaki konumuyla temsil edilirken yüceltilmi?; kentli kad?n ile modern kent hayat?na e?lik edebilen ?ta?ra kökenli? kad?nlar ise stigmatize edilmi?tir. Son olarak, ?stanbul burjuvazisi ve ?iktidar seçkinleri? arabesk ve/veya gecekondu halk?ndan nas?l nefret ediyorsa, onlar da bu kesimlerden nefret ediyor. Yani aralar?ndaki nefret, toplumsal hayat? daha da gerginle?tirmi?tir.

[21] Gerçekte ?stanbul burjuvalar?n?n gözünde gecekondulular, Dostoyevski?nin Saint-Petersburg?taki ?lüzumsuz adamlar?? gibi kar?? kar??ya gelmeye tenezzül edilmeyen u?uldayan birer sinek, ?aman gözüm görmesin!? diye çekinilen ?k?rolar?, ?maganda? veya ?zontalar?d?r. Onlar?n meydanlar? ekonomik, seksüel ve sosyo-kültürel sorunlar?ndan dolay? Robert Musil?in kastetti?i modern insan?n ?aç?k klini?i?dir (Öztürk 2002 : 347). Ama onlar istenmeseler de kendi varl?klar?n? dayatm??lard?r. Yani onlar, Dostoyevski?nin tipleri gibi ezik büzük de?illerdir; çünkü sadece ekonomik olarak de?il, ayn? zamanda kültür endüstrisi arac?l???yla güçlü bir katman olmu?lard?r. Sonuçta kendi kurallar? ve ya?am deneyimleriyle merkeze s?zm?? ve oraya bir ba?ka ?renk?, ?ses? ve ?çehre? vermi?tir. Di?er yandan onlar protestolar?n?, örne?in ?arlo gibi ifade etme yetene?inden yoksundurlar. ?arlo yeni ya?am biçimleri için yeniden yollara dü?mekten çekinmez; onu s?k s?k ba?ka ?ehirlerde görürüz. Oysa ki gecekondu halk?n?n öyle bir ufku yoktur; yani ?serüvenli yolculuklar?a ç?kabilecek yetenekleri (kültürleri, ak?l yürütme yetenekleri, ütopyalar?) yoktur. Ayr?ca gecekondularda ya?ayan halk? tasvir eden V. De Sica'n?n Milano?da Mucize filmi de, hayat?n haks?z ve gayr?-insani gidi?at?na itiraz ederek do?ru sorulardan olu?an sahneler sergilemi? ve ?iddete ba?vurmadan insanc?l bir hayata do?ru bir e?ilim ortaya koymu?tur. Milano?da Mucize, mucizevi bir filmdir ve ezilmi? gecekondu topluluklar?n?n ?hümanist manifesto?sudur. Sadece arabesk filmler de?il, hiçbir ?Gecekondu Türk filmi? onun esteti?i ve hümanizmas?yla ölçü?emez.

[22] Türk sinemas? y?lda yüzden fazla film üretti?i tarihlerde popüler olan her?eye kar?? sadece hassas davranmad?; ayn? zamanda bir ?avc?? gibi halk?n ilgi gösterebilece?i konular? izledi. ?öhretli olan ?ark?c?lar (Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur, Müslüm Gürses, Küçük Emrah, Ceylan vs.) çabucak kamera kar??s?na al?nd? ve hemen hemen ayn? konular? içeren filmler üretildi. Tecimsel ba?ar? kazanm??, popüler olmu? her olay ve ki?iye kameras?n? yönelten Türk sinemas? için ?arabesk? bir f?rsatt?; zaten 1980?lerde Türk filmlerinin yar?s?na yak?n? ?arabesk türü?ndeydi (Evren 1990 : 40).

[23] Dünyan?n metropolize edildi?i günümüzde üçüncü dünyan?n sefaleti ile birinci dünyan?n zenginli?i, di?er metropollerde oldu?u gibi, ?stanbul?da da (Ankara'da da) yan yana toplanm??t?r. Sosyo- kültürel alanda ise bir yanda ta?ral?l?k di?er yanda ?New Yorker? hayat biçimi, modernlik ile gelenekselli?in kar??tl???na dönü?mü?tür. Eski "?stanbul asaleti" ve "Parizyen hayat" nostaljisi ise ?ark? ve Türk filmlerinde kalm?? bir ?masal?, bir kand?rmacad?r sadece. Di?er yandan ?arabesk?, ?k?roluk? gibi ?Do?ulu? karakter ve ya?am biçimleri sadece gecekondular, varo?lar veya büyük meydanlar? ku?atmam??, ayn? zamanda ?Frenk? ve ?Amerikanvari? semtlere de s?zm??, hatta ona kendi ?yerellik?ini de katm??t?r. Sonuçta her yerde ?ehirler, kendi nüfuslar? ve oraya gelen göçmenlerin deneyimleriyle de?i?ime u?ray?p ?ekillenir. "Bat?l? küreselle?me" modelinin ilginç bir "laboratuvar?" olan bugünkü Ba?dat Caddesi, bu "ikili yap?"n?n harika bir örne?idir. Sonuçta Türk ?ehirleri de bir yandan ta?radan göç eden köylülerin deneyimleri di?er yandan küreselle?en ?ehircili?in dinamikleriyle örülür. Yani ?stanbul ve ba?ka büyük Türk kentleri de küresel ile yerel aras?nda ?ekilleniyor (Keyder 2000). Bu ikili sosyo-kültürel ve ekonomik yeni yap? birkaç sahnede de olsa Büyük Adam Küçük A?k, E?kiya, ?tiraf gibi film ?eritlerinde görülebilir. ??ehirler de insan müdahalesinin en son düzeyine vard??? yerler olarak, sürekli bir de?i?im içindedirler? (Tümertekin 1997 : 9). ?Gecekondu filmleri? de insan müdahaleleriyle sürekli de?i?en Türk ?ehir hayat(lar)?n? temsil etmi?tir. 1980 ve 90'larda Türk ?ehirleri radikal bir biçimde de?i?ime u?rarken (bir yandan Do?u Anadolu kökenli göç di?er yandan küreselle?meden dolay?), Türk sinemas? bu dönemde üretken de?ildi; dolay?s?yla ta?ral?l?k ve küreselli?in ?ekillendirdi?i yeni ?ehir ve gecekondu manzaralar? sinemaya pek yans?mam??t?r.  

[24] ?stanbul?daki ?küresel mekân? ile ?ta?ra mekân?? aras?ndaki s?n?r ise neredeyse sadece bir cadde taraf?ndan çizilmi?tir. Yani caddenin bir yakas?n? küresel sembol ve deneyimler, di?er yakas?n? da ta?ra deneyimleri biçimlendiriyor. ?stanbul?daki ?sosyo-kültürel hat?lar daha iç içe, daha spiral ve daha paradoksald?r. Buna kar??n ?kültürel hiyerar?i? ve ?sembolik ?iddet? aç?k biçimde mevcuttur. ?Kültürel hiyerar?i?nin sembolleri Türk sinemas?nda neredeyse tez anti-tez ?eklinde sunulmu?tur. Bu çeli?kili ?stanbul manzaralar? filmlerde daha ziyade ham bir tarzda ifade edilmi?tir. Milano'da Mucize, Protesto, %100 Arabica, Paramparça. Köpekler ve A?klar, Los Olvidados, Merkez ?stasyonu gibi farkl? kentsel co?rafyalar?n ?itilmi?ler?ini tasvir ederken o ?ehrin realitesini if?a eden filmlerle kar??la?t?r?ld???nda Türk sinemas?, gecekondular? bu denli fon olarak kulland??? halde onun gerçe?ini if?a etme konusunda yetersiz kalm??t?r. ?yle ki, Protesto filmi Türkiye?de gösterime girdi?inde 1995?teki Gazi Mahallesi olaylar?yla kar??la?t?r?lm??t?. Yani Gecekondularda ya?anan bir ?iddet biçimi, bir Türk filmi örnek verilerek de?il, bir Frans?z filmine gereksinim duyularak kar??la?t?r?lm??t?r. 1980 ve 90?larda ?stanbul gecekondular?ndaki sorunlardan bir tanesi (etnik-dinsel veya politik) sinematografa ya sansür korkusundan ya da ba?ka nedenlerden dolay? kaydedilememi?tir. Söz konusu dönemin Türk sinemas?, politik ve ahlakî yönlerden genellikle kinik ve dizangajman bir tutum içindeydi. Son y?llarda ise Z. Demirkubuz?un ?ki?isel hikâyeler? üzerinden ?ekillendirdi?i filmleri ile E?kiya, sosyal ve bireysel realiteyle yüzle?mekten çekinmemi?tir.

[25] 1950 ve 60?larda ?kentlerin kenar?nda bir köy? ?eklinde görülen gecekondular?n (Güçhan 1992 : 172) ekonomik ve sosyo-kültürel sonuçlar? kozmopolit bir kültürel alan? ifade eden ?kent medeniyeti?ni metamorfoza u?ratm?? ve onu adeta ku?atm??t?r. Bu arada ?k?ro? ?eklinde horlanan gecekondulular, Amerikal? sosyal antropolog Erving Goffman??n (Goffman 1980) kulland??? anlamda bedensel görünü?lerinden, karakter ve zihinsel özelliklerinden dolay? "stigmal?" olarak görünüyorlar. "Stigmal?" olarak görülen Do?u Anadolu kökenli bir göçmenin sinematografik tasvirinin en ba?ar?l? örne?i ise Güne?e Yolculuk filminde görülebilir. Bu filmin bir bölümü varo?la?an Eminönü'nü canland?r?rken, y???nla arabesk film de "video klip" formunda buradan sahneler kullanm??t?r. Bir yandan ?ehir merkezinin varo?la?mas? di?er yandan yoksul, köylü ve "cahil" bir insan?n stigmatize edilmesi konusunu At filmi mükemmel bir biçimde temsil ederken böyle bir ayr?mc?l??a ve haks?zl??a itiraz etmi?tir.

[26] ?Eski ?stanbullu?, ??ehirli? veya burjuva çevreleri taraf?ndan diskriminasyona u?rayan "Do?ulu" ve gecekondu insanlar?, Dostoyevski'nin karakterleri gibi ezilip büzülürdü; ama bir "kitle" olunca alanlar? ?istila? etmi? ve "kafa tutar" duruma gelmi?lerdir. Dü?ük e?itimli olan bu kitle, kent havas?n?n insan? özgür k?ld???n? bilmez ve Dostoyevski?nin tasvir etti?i karakterleri gibi ?kültürlü? de?il, tersine Özal gibi politikac?lar?n yolunu izleyerek ?kültür?den ho?lanmaz. Onlar otoriteryan karakterlerden olu?an bir "kitle"dir ve kitle kültürüne gereksinim duyarlar. Söz konusu kitle ile kültür endüstrisi aras?nda bir feed-back sa?lanm??t?r. Ayr?ca 1980 ve özellikle 1990'dan itibaren binleri bulan FM radyolar?, büyük kaset ?irketleri böyle bir kültür endüstrisinden beslenmi? ve onu yeniden üretmi?tir (Stokes 2000 : 154).

[27] Son y?llarda ?iddetlenen toplumsal ve psikolojik dönü?ümlere tan?kl?k eden Masumiyet, Üçüncü Safya ile E?kiya gibi filmler, yükselen ve yeni biçimler alan ?iddeti tasvir etmi?tir. Bir kar??la?t?rma yap?lacak olursa, ?Yeni Türk Sinemas??ndaki ?stanbul ve karakterleri, ?masal?ms?? eski ?stanbul filmleri ve karakterlerinden veya Dostoyevski?nin ? Nuri Bilge Ceylan ve Zeki Demirkubuz her ne kadar ondan etkilenmi?se de ? Saint-Petersburg Nevski Bulvar??ndan yer alt?na kaçan ezik büzük ama ba?kald?r? ve düelloya içten içe haz?rlanan tiplerinden ziyade Alfred Döblin?in Berlin?deki vah?i kapitalizm aras?nda ya?ayan Berlin Alexander Platz??n zavall? Franz Biberkopf?una yakla??yor. K?sacas?, Ahmet Hamdi Tanp?nar, Naz?m Hikmet, Sait Faik veya Yahya Kemal Beyatl??n?n betimledi?i ?hayallere yeni istikâmetler verebilen? ?stanbul bir mazidir. Zaten günümüze denk dü?en ?gerçekçi görüntüler?, masal?ms? bir ?stanbul kuran filmlerde de?il, Z. Demirkubuz?un hezeyana u?ram?? tipleri tasvir etti?i (Masumiyet, Üçüncü Sayfa, ?tiraf gibi) filmlerinde; gangster çeteleri kuran gençleri yans?tan E?kiya filmi ile de?i?en insan ili?kilerini ifade eden (dayan??ma ve konuk severli?in yok olu?u ve yerine egoizmin geçmesi, yabanc?la?ma ve nihilizmin yükselmesi, ki bu, tembel, aciz ve narsistçe davranan günümüz "Türk entelektüeli"ni karakterize eder) Uzak filminde izlenebilir. Ba?ka sözlerle, Sait Faik, Ertem E?ilmez veya Zülfü Livaneli'nin Dostoyevski'yen, "dünyay? güzellik kurtaracak, bir insan? sevmekle ba?layacak her?ey" insanc?ll??? kaybolmu?tur. ??te Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan bu dönü?ümü sezip tasvir etmeyi ba?arm??t?r. Binbir Gece Masallar?'n?n do?al ?ehri olan ?stanbul, günümüzde daha ziyade "karabasan"a dönü?en bir "rüya"n?n dekoru olmaya ba?lam??t?r.

[28] Sinema, kendi ?kader?lerine terkedilmi? insan topluluklar?nda, sosyal devletin mevcut olmad???, toplumsal konutlar?n in?a edilmedi?i bir ortamda, gecekondular?n, insanlar?n zorunlu bir ihtiyac? olan bar?nma sorununa ?öyle ya da böyle, bir çare oldu?unu belgelemi?tir. Ba?ka deyi?le, kaçak yap?lm?? olan gecekondular, milyonlarca insan?n bar?nma ve hayat?n? kendine özgü ya?am biçimleriyle sürdürme olana??n? sa?lam??t?r. Zaten ekonomik yönden zengin, toplumsal adalet ve sosyal devletin i?ledi?i bir ortamda kimse, gecekondu gibi sa?l?ks?z, ilkel ve daha çok ?eyden mahrum bir yerde ya?amay? tercih etmezdi. Demek ki, gecekondular?n varl??? sadece ?kaçak yap?lar? sorunu ve, ?belediyeler su, elektrik idareleri de elektrik vermezse gecekondu halk? orada yerle?emez; gecekondular?n varl??? da bu ?ekilde engellenir? gibi demokrasiyi daha da daraltan ve ya?am ?artlar?n? daha da güçle?tiren Sosyal Darwinist görü?ler de?ildir; sorun insani, demokratik ve refah seviyesinin yükselip bütün ülke ve toplumsal kesimlere yay?lmas?yla ilgilidir. Bu konuda az say?daki film (Karanl?kta Uyananlar, At, Bereketli Topraklar Üzerinde, Umut, Diyet, Bitmeyen Yol gibi), tart??mac? bir yöntem izlemi?tir. Gecekondu halk?n?n ?kendi evini kendin yap!? sözü de, yoksul ve güvensiz ko?ullar?ndan kaynakland??? gibi, çaresizli?e kar?? zorunlu bir yol olmu?tur (Güçhan, 1992, s.132). 1960 ve 70'lerde ?stanbul ve Ankara?daki nüfusun a?a?? yukar? yar?s?n?n gecekondularda ya??yor olmas?, bu tür yap?lar?n kaç?n?lmazl???n? gösteriyor. Genellikle natüralist çekimlerle temsil edilen gecekondular, Türk ?ehircili?i ve ya?am deneyimlerindeki güçlü varl???n? belgelemi?tir. Metropoller, seyirlik, duruluk, güzellik ve zevkli özellikleri içinde bar?nd?rmal?d?r; oysa gecekondularda bunlar?n hiçbiri mevcut de?ildir, ama yine de i?levseldir. Bu "güzel" olmayan yap?lar ile onlar?n i?levselli?i, üzerinde durdu?umuz her filmde farkedilebilir.

[29] Türk sinemas? ?zorunlu? olarak do?al mekânlar? kullanm??t?r; zira yeterli stüdyolar? olmam??t?r. Bu veya ba?ka nedenlerden dolay? gecekondular olduklar? gibi fotografik gerçe?e uygun biçimde kaydedilmi?tir. Türk sinemas?nda gecekondu yap?lar? ve halk?n kar?? kar??ya bulundu?u zorlu ?artlar ifade edildi?inde genellikle belgesel çekimlere ba?vurulmu?; halk?n çekti?i s?k?nt?lar?n vurgulanmas? için de ac?kl? müzik kullan?lm??t?r. Böylece dramatik sahneler elde edilerek, seyircinin anlat?yla özde?le?mesi sa?lan?r ki, yo?un dramatizasyon, bir film üslubu oldu?u kadar, filmcinin (yap?mc?/yönetmen/senaristin) ba?vurdu?u bir seyirci çekme ?oyun?una varm??t?r. Zaman zaman ?hile?lere ba?vuran yo?un dramatik filmler, sonuçta büyük seyirci ba?ar?s?na sahip olabilmi?tir. Gerçi genel olarak bütün dünyada, dramatize edilen ve kahraman etraf?nda örülen anlat? filmleri daha fazla popülerle?ebiliyor. Gecekondu, bir gerçe?i if?a etmek isteyip o gerçe?e itiraz eden sanatç?n?n ba?vurdu?u bir konu oldu?u kadar, gecekonduyu ticari ba?ar?s? için malzeme olarak kullanan popülist bir sinema da olmu?tur, özellikle 1970-1990 y?llar? aras?nda. Ancak ne ?ekilde ve amaçla ifade edilmi? olursa olsun Türk sinemas?n?n gecekondular? s?k s?k ekrana ta??mas?, ciddi ve kronik bir sorunun varl???n? ortaya koyar.

[30] Sinematografik bir üretim alan? olarak gecekondular, film formuna dönü?türülebildi?i gibi, bu kültürel formun canland?rd??? manzaralar, ürbanizm, mimari, çevre bilimleri, sosyal psikoloji ve antropoloji, tarih, sosyoloji, politoloji alanlar? için de görsel belgelerdir. Ayr?ca ?gecekondu filmleri?, yerel ve kamusal politikac?lar?n ve müteahhitlerin i?tirak etti?i ?ehirlerin metamorfoza ve biçim bozumuna u?rat?lmas?n?, insani ya?am ko?ullar?n?n sefaletini ve gecekondular?n ?ehirlerin ?mahrumiyet bölgeleri? olduklar?n? yans?tm??t?r. Ama gecekondu hayat biçimine ra?men ?ehirler, özellikle ?stanbul, ço?u filmde Balzac??n Paris?i gibi ?canavarlar?n en tatl?s?? ?eklinde tasvir edilmi?tir.

Su/elektrik/ula??m/altyap? sorunu

Ev içi mekân sorunu

Sa?l?k sorunu

Bölgesel ve etnik sorunlar

Toplumsal gettola?ma/cemaat ideolojisi

Toplumsal k?r?lmalar

?Kültürel gecikme?

Gecekondulu ve Do?ulu insanlar?n stigmatize edilmesi ve diskriminasyona u?ramalar?

Kentli kad?n?n ta?ral?lar taraf?ndan stigmatize edilmesi

Kentsel kozmopolitizmle entegrasyon sorunu

Birçok ?ehir merkezinin varo? ve gecekondu topluluklar? taraf?ndan ?istila? edilmesi

??sizli?in varl???

Vah?i bir kapitalizmin hüküm sürmesi

Sosyal Darwinist insan ili?kilerinin varl???

Arsa/konut spekülasyonu

Zab?ta bask?s? ve fizikî güç kullan?m?

Kentsel gece ve e?lence hayat?n?n yoklu?u

Kültürel alanlar?n (tiyatro, sinema, konser salonu vs.) gecekondulardan uzakl???

?Kimlik? bunal?m? ve aray???

Modernlik (?Bat?l?l?k?) ve geleneksellik (?Do?ululuk?) aras?ndaki sosyo-kültürel ve psikolojik gerginlik

Ta?ral?l?k nostaljisi ve ta?ral?l???n ?ehirlere ta??nmas?

Cehaletin veya dü?ük e?itimin varl???

Kan davas?

Ba?l?k paras? kar??l???ndaki evliliklerin devam etmesi

Kamusal alan?n ?erkek dünyas?? taraf?ndan ku?at?lm?? olmas?

Cinsel sorunlar

Kamusal ileti?imin kahvehanelerde olu?mas?

Malhtus?yen bir konut politikas?n?n varl???

Toplumsal adaletsizlik

Sosyal devletin yoklu?u

Do?u ile Bat? bölgeleri; kentsel ile k?rsal alan aras?ndaki ekonomik ve sosyo-kültürel uçurumlar

Mimari ve mühendislik sorunu (planl?, estetik ve bilimsel bir ?ehircili?in yoklu?u).

Ah Güzel ?stanbul (At?f Y?lmaz, 1966)

Alt?n ?ehir (Orhan Aksoy, 1978)

Arabesk (Ertem E?ilmez, 1988)

At (Ali Özgentürk, 1982)

Ay?ecik (Memduh Ün, 1960)

Baba (Y?lmaz Güney, 1971)

Bekçiler Kral? (Osman F. Seden, 1979)

Bereketli Topraklar Üzerinde (Erden K?ral, 1979)

Bir Avuç Cennet (Muammer Özer, 1985)

Bir Yudum Sevgi (At?f Y?lmaz, 1984)

Bitmeyen Yol (Duygu Sa??ro?lu, 1965)

Boynu Bükükler (Ümit Efekan, 1985)

Brazil (Terry Gulliam, 1985)

Büyük Adam Küçük A?k (Handan ?pekçi, 2001)

Can?m Karde?im (Ertem E?ilmez, 1973)

Çiçek Abbas (Sinan Çetin, 1982)

Devlet Ku?u (Memduh Ün, 1980)

Diyet (Lütfü Akad, 1975)

Dü?ün (Lütfü Akad, 1974)

Düttürü Dünya (Zeki Ökten, 1988)

E?k?ya (Yavuz Turgul, 1996)

Fatma Bac? (Halit Refi?, 1972)

Fidan (Erdo?an Tokatl?, 1984)

Gecekondu Pe?inde (Feyzi Tuna, 1967)

Gelin (Lütfü Akad, 1973)

Gurbet Ku?lar? (Halit Refi?, 1964)

Güne?e Yolculuk (Ye?im Ustao?lu, 1999)

Hafta Sonu (Jean-Luc Godard, 1967)

?tiraf (Zeki Demirkubuz, 2002)

Kanun Gücü (Cüneyt Ark?n, 1979)

Karanl?kta Uyananlar (Ertem Göreç, 1965)

Ke?anl? Ali Destan? (At?f Y?lmaz, 1964)

Los Olvidados (Luis Buñuel, 1950)

Masumiyet (Zeki Demirkubuz, 1997)

Mavi Mavi (?brahim Tatl?ses, 1985)

Merkez ?stasyonu (Walter Salles, 1998)

Milano?da Mucize (Vittorio De Sica, 1951)

Namus U?runa (Osman F. Seden, 1960)

New York'tan Kaç?? (John Carpenter, 1981)

Ondört Numara (Sinan Çetin, 1985)

Otobüs Yolcular? (Ertem Göreç, 1961)

Paramparça. Köpekler ve A?klar (Alejandro González Inárritu, 2000)

Protesto (Mathieu Kassovitz, 1995)

Otobüs Yolcular? (Ertem Göreç, 1961)

Sevmek (?brahim Tatl?ses, 1985)

S?r Çocuklar? (Ayd?n Sayman/Ümit Cin Güven, 2001)

Sokak K?z? (Osman F. Seden, 1962)

Suçlu (At?f Y?lmaz, 1959)

Sultan ( (Kartal Tibet, 1978)

?ehirdeki Yabanc? (Lütfü Akad, 1962)

Tabutta Röva?ata (Dervi? Zaim, 1996)

Umudumuz ?aban (Kartal Tibet, 1979)

Umut (Y?lmaz Güney, 1970)

Uzak (Nuri Bilge Ceylan, 2003)

Üçüncü Sayfa (Zeki Demirkubuz, 1999)

Vesikal? Yarim (Lütfü Akad, 1968)

%100 Arabica (Mahmoud Zammouri, 1997)

Z?kk?m?n Kökü (Memduh Ün, 1993)

Zü?ürt A?a (Nesli Çölgeçen, 1985)

Références bibliographiques

Basutçu, Mehmet (Der.) (1996) Le cinéma turc, Paris, Georges Pompidou.

Evren, B. (1990) Türk Sinemas?nda Yeni Konumlar, ?stanbul, Broy Yay?nlar?.

Goffman, Erving (1980) Stigma. Über Techniken der Bewältigung beschädigter Identität Frankfurt a. M., Suhrkamp Verlag.

Güçhan, Gülseren (1992) Toplumsal De?i?me ve Türk Sinemas?, Ankara, ?mge Kitabevi Yay?nlar?.

Kalkan, F. (1988) Türk Sinemas? Toplum Bilimi, ?zmir, Ajans Tümer Yay?nlar?.

Kele?, Ru?en (1972) Türkiye?de ?ehirle?me, Konut ve Gecekondu, ?stanbul, Gerçek Yay?nevi.

Keyder, Ça?lar (Der.) (2000) ?stanbul: Küresel ve Yerel Aras?nda, ?stanbul, Metis Yay?nlar?.

Kongar, Emre (1996) ?Pensées sociologiques sur l?arabesque?, in Le cinéma turc, M. Basutçu (Der.), Paris, Georges Pompidou, pp. 167-169.

Kürkçüo?lu, F. (2003) ?Kentim ?stanbul?, 4 Mevsim ?stanbul, say? 1, pp. 52-59.

Özbek, Meral (1994) Popüler Kültür ve Orhan Gencebay Arabeski, ?stanbul, ?leti?im Yay?nlar?.

Öztürk, Mehmet (2002) Sine-masal Kentler, ?stanbul, Om Yay?nlar?.

Scognamillo, Giovani (1998) Türk Sinema Tarihi, ?stanbul, Kabalc? Yay?nevi.

Stokes, Martin (2000) ?Kültür Endüstrileri ve ?stanbul'un Küreselle?mesi?, in ?stanbul Küresel ile Yerel Aras?nda Ça?lar Keyder (Der.), ?stanbul, Metis Yay?nlar?, pp. 145-168.

Tümertekin, E. (1997) ?stanbul. Mekân ve ?nsan, ?stanbul, Tarih Vakf? Yay?nlar?.

Tütengil, C. O. (1984) Azgeli?mi?li?in Sosyolojisi, ?stanbul, Belge Yay?nlar?.

Yerasimos, Stéphane (1997) ?Denetimsiz Bir Kente ?li?kin Umutlar ve Ütopyalar?, Mediterraneans, ??stanbul? Say?s?, pp. 24-33.